30 Ekim 2007 Salı
Narsist İdeoloji..
Bil ki kelebekleri katletmişim demektir..’’
Suratımdaki umuttan yoksun iki kara delikten ‘’yas’’ fışkırır hiç durmadan..Farkındalık kusuruma aldırmadan içsel ormanımda samimi bir kuzgun olup,tenha omuzlarına aktığım sezgilerime tasmani takmandan,yalancı ve aldatan orgazmlarına şahit olmaktan delirmiş bir haz duymuştum önceleri..Silüetimin organlarının en hiperaktifiyle seni geleceğe kaplamak istediğimde,pasif bir arayışa çivilendim,dudaklarını merak ettiğimden beri..
Beni,kollarımı kesip,gözyaşı kokulu beyaz matem pelerinimi ayak bileklerime düğümleyip güler yüzlü hain denizine iteceğini tahmin edemezdim…
‘’Bir temiz bez ve saf alkol,
Şimdi bana realist pansuman!
Zapt edilebilir tualime yabani,
Kahve gözlü bir duman! ‘’
İmkansız akıllara ihtiyaç kalıntılarını,birer birer toplamayı başarabilmeye tuzlu bir hazırlık..Bir dağın üstünden küllerini üflemeye meyilli alışkanlık…Zahiri bir ideoloji,kesinlikle benimsenmemiş..Parodi tarzında soluyup,daima tüketmiş..Sadece doğmakla insan olunduğunu zanneden beyaz önlüklü dünyevi zombi..Katli vacip, derin bir sığlık sahibi..
29 Ekim 2007 Pazartesi
Hüzünbaz Değişim..
Olamadığım ben iken,olduğum iken yitirilmek için direnilen,yakama tüylü buzlar iliştiren,ikinci ve üçüncüler sıfırla seviştirilen..
Kanıtlarını tanik yokken gizemine bulayıp şüpheli,anlık devasa dakikalıklara bekletiyor..Uzun..Süre gelen..
‘’Birini öldürüp yerine getirilen:Gözle görülen ama soyut,hayal edilen ama yine somut..
’’Daimi kurgularla hep çikolata,yüze vurulanlarla bir zehir..Tümlerde biter,teklerin kilitli yalınlığında...
Durum,vakitsiz kemirgenliğiyle tekrardan buluşturan,taze sızıların anlık yankıları..Aniden yok olup,durmadan cinayet masasına söz gelimi rastlantısıyla kalınan,olumlu nöbetleri göz kapaklarını alkışlarla uğurlayan..Tekrar gelince,elvedalarini hoşça kal öpücükleriyle hafifletmiş,kara hatıralarını pençeleriyle kazıyan,kimdir?Ardina saklanip,işte saplantım..
‘’Bulunan,zorunda kalınan,var olan özel olan güzel,Sadece tatmin edilmekten usanmayan,Daima ulaşılamayana tapan üzer…’’
Yüzüstü Suikast..
Karıştığı ruhlara unutulmaz anlamlar katmış,unutulan ruhsuzluğu çirkin bünyelere huzur katmış..Çöküntü duvarinin yitirilmiş sıvalarını diliyle sıvazlamış,sıvı halindeyken tekme taraftarı olup,görünmeden buharlaşmış…
Durmadan gamzeleri bağırır,yüzünün ortası dudağıma hedef alır..Üşümüyorum,tüylerim olmadı hiç,beklenilen olabilir,erotik utangaçlığı ateşlerde cesaret bulabilir..Özgün…
O…
Çizgi!Sınırlı,karanlık çekingenliğinde arada kalmış!Darmadağın kuzey ışıklarını öperken,soluk..Kayıtsız,soğukkanlı bir alıngan..Üstü başı,başsız üstünlüğünü kurmaya yeltenen çirkef hanedanlığının sabırsız celladı..Artık,olmaz artık..
Sürüngen,ama yine de ölü yumaklara dolanıp çılgınca dans eden karbeyaz örtüsü kırgınlığı..Küfürbaz notaları erişemediğine varır..Aynı süreç,tekrar,hiçbir zaman yetişemez gibi…
Kırılır…!
Olmadı mı?Sadece yürü,cünkü bu zift senin damarların!Ürünlerin..Kurduğum yuvanın eksiliğinin,soluksuz uçuşu..Ortada,arada kalmış o sıcaklığın,mutfağında yer alamadın!Kişi,siyah beyaz,boşuna baş parmaklarını koparmadım!Üç nokta,buradayım...
Yorumsuz,fütursuz,solmamaya direnen gül kurusu üzerinde ki buz çevreli,alıngan,kirli adam..Kaçışlara bağlı,kardan vazgeçtim!Kırık! Anlamam,
Bunu da beklemem,şimdilik..
Gece Hüznü..
Ben sadece yoksulum
Hepiniz yoksun..
Gardırop kapakları hüznü var biraz,
İhtiyaçlar olunca açılan..hepsi bu aslinda,tarihim bu,geleceğim bu..
Bulduğum yanımda yok,yokluğum her yerimde var…
Uyum sağlayamadım bana doğuştan verilmiş komutlara..
‘’Sosyal folyolu kaçan süvari,
Kendi içinde statik firari’’
Üç kişi beraberiz yine
Kahve,sigara
Ben…
Ağzımızdaki tat ise,gece hüznünden…
Hiçbir Anlamı Yok..
Sorgulamanin sonu var mi?başlıklı sorgulamalarda yorgun bir düşünürüm..üşünür,üzülünürüm..Kaplı yapraklar üzerinde geçirdiğim vakitlerde elimdeki ucu benli,kanserli,rahatsız ile öpüştüm…Neyse…
Parlak karanlıkta evime giren hüzünlü yüzün,sözümdeki gözünde şekillendi sözsüz özün.Fazla uzatmadan kestim,beni ben anlayabildiğimde ruhunla şekillendim,yüz çukurunda yüzmek istedim,boğulmadım,ama kaybedemedimde…
Biz bir olduk,klasik,siradan,aristokrat,sapık,doktor,ruh,en önemlisi tamamlanıp ikimiz olduk..tam iki buçuk saattik..Korktuk ama kabul et..Eksiltildik birbirimiz olduğumuzdan beri…
Kaçmasaydın,beraber kaçamak olacaktık iki kişilik bu samimiyetimizde.Görmüyosun ya iyi oluyor biliyomusun?Yaşarım aslında yeniden ne olacak ki?Ölmüyorum sonuçta,yarim kirik bir sol taraftim,çeyrek kalırım dert etmem meraklanma.Ama son çeyreği önüne koymak isterdim..
Gözümü öpmeni,riyakar karışıklıklarını,eritilen maviyi..Cahil gülücüklerim saf kalbe birikimli…istedim…
Bu…
Umursanmadığımda aşırı umursadım,adımı ben atmaktan hiç sıkılmadım.Soğuktun,on beş saniyelik bir buz kırığıydın,hep erittim,ellerime döktüm,ama yanmadim….
Sonra yine benimdin,birakiyordun tedirginliğini,eski göz altı torbalarını cebime…Yine adimi bensiz önüne attın,uzun sürdü cünkü artık küçük gözyaşınlaydın..Anı Katiliyim Artık..
Anı Katili…Bir fotoğraf,biraz şişman,kiloya yatkın şekillendiğin..Yakabildim onu da sorun fotoğraf değil,yakmak hiç değil…Midenle kilolar arasinda biçim alan küçük nefesi hiç yakamadım....ilk defa bir bebeği sevemedim....o gündendir,kundaklara militan,arabalarina hissizim…Hala merak,küçük bir kreş bahçesi tadında…
İmzası yok,anlamı da,ben ve benimle küçük bir kapışma..
Ben..
Huzurumun gözünün bebeğinin sevinç çığlığı olmasını istediğimden beri parantezlerde,kapali kuyularda nefessiz bir hüzündüm ben..
Hissettiğimi hissettiğinde yine köprünün altında,duraktaki insanların umutsuz mutluluk bekleyisinin otostop kadar düşük ihtimali oldum,kahrolası seviye fakiri boğukluğunda..
Boğma Artık!
Derinlerinde bir çatı katı kurduğumdan beri,sürekli tabanıma akan kara bir irin damlası oldun,kırıldım yine …
Bekleyisin sonunun ne olduğunu bildiğim halde hala bir yavru köpeğin naçar inleyişi kadar umut ve ıstırapla çalkalandı seyrek,çekingen ama yine de çapkın gülüşlerim…
‘’Ümit dolu olduğum kadar,
Karamsarlık ağladım istemsiz’’
Sol ayağımla ağlamaklı hayaller kurdum kötürüm maratonlarda ipi göğüsleyip,göğsümdeki yumuşak hayallerim yere düştüğünde..Fırlat Beni!Sahtekar duvarından sekip,yine bir ayakkabı tabanına yapışayım! ..Beğeni kalelerinin en dibinden nirvanasına ulaşmaya çalışan sırtındaki arayış çekirdeğiyle düşüp tırmanan ağlamaklı bir karınca,Ben!
Boğuldum çift bakan yeşillerinin ferahlatan yellerinin önünde,düşüncelerine sürüklenmeye çalıştım,kafamı parçaladın ama alıp kartpostalına veda yaptın ellerine bulaşan sana düşkün hücrelerimi!Muhtaç değildim,saplantımdın! Öyle kaldın,şimdi ben onları,seni,anlatmaya çalıştıklarımı tüm gözeneklerimden ispirto döküp yaktım..Eri Artık!!
Ama yoktun,elma şekeri silüetine alakadardım! Bu,ben,ama ölü,ceset kokan sabırım,yine de senin olsun kanlı gözyaşları çağlayan kahkahalarım..Devam et,yine sen ol sözünde baş kahramanım,aslında figüranım…