Bu hüzünbaz değişim,sorunsuz samimiyetiyle tanıştırıyor,sonuçlarla gelen tokatlarla tokalaşan öpücükleriyle ayırıyor bilinen tüm hoşnutluklarımı..Ve kendim yine kabuğumu kırmanın basit sevincini damağımda duyarken,özürsüz duyularım terk edildiğinde,kabuğumda kırılıp ateşleniyorum yine..Oraya sığınıyorum,oramda bu yuvanın dış yüzeyine aldanıyor,soğuk alacalı,boğazımı gıdıklayan boşanmalar ‘’Boş Anma’’ lara bırakıyor kabule özlemli,süslü,çelenk motifli,buz yüzlü görünümlü,sinsi ziyaretleri…
Olamadığım ben iken,olduğum iken yitirilmek için direnilen,yakama tüylü buzlar iliştiren,ikinci ve üçüncüler sıfırla seviştirilen..
Kanıtlarını tanik yokken gizemine bulayıp şüpheli,anlık devasa dakikalıklara bekletiyor..Uzun..Süre gelen..
‘’Birini öldürüp yerine getirilen:Gözle görülen ama soyut,hayal edilen ama yine somut..
’’Daimi kurgularla hep çikolata,yüze vurulanlarla bir zehir..Tümlerde biter,teklerin kilitli yalınlığında...
Durum,vakitsiz kemirgenliğiyle tekrardan buluşturan,taze sızıların anlık yankıları..Aniden yok olup,durmadan cinayet masasına söz gelimi rastlantısıyla kalınan,olumlu nöbetleri göz kapaklarını alkışlarla uğurlayan..Tekrar gelince,elvedalarini hoşça kal öpücükleriyle hafifletmiş,kara hatıralarını pençeleriyle kazıyan,kimdir?Ardina saklanip,işte saplantım..
‘’Bulunan,zorunda kalınan,var olan özel olan güzel,Sadece tatmin edilmekten usanmayan,Daima ulaşılamayana tapan üzer…’’
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder