27 Aralık 2007 Perşembe

MELANCHOLY AND APPLE

''I want your eyes my brother, I wanna die today''

ısırılan elmanın akan suyu, elmanın kanımıdır

Bu gece çok tanıdık bir ses işitiyor kulağım,
sanki gençliğimin en karanlık o en hüzünlü hatıralarından kopan
bir sessizlik,

Under dreamskies değilmiydi şarap kadehlerimizi kulpsuz bırakan, küllerinde başbaşa verdiğimiz bir son ateş, derinliğinde hayata es geçtğimiz o melankoli bahçesi, evimizin önünde kırmızı bir park, beyaz bir otoban ve güzel kadınlar, bileklerinde jiletler yatan o uykusuz akşamlar...biz seninle düşleyerek sevmiştik ölümü, ölümün vadilerinde çığlık atan kadın ilahileri, puslu akşamlardan kaçan kurumuş bir yaprak çizerken göğsümüzün sol yanını,

Lover's Grief çalıyordu, eminim o genç kızın, kanlı dudaklarından akan kan bileklerine süzülen o elma suyu,

Paslı kemikler gibi yığılıydı
Tenin, çıkmazlarda kaldığı o son gece
Genç oğlanlardan kopan bir kaç çığlık
Alabora ediyorken ! edilgen kalan çoğrafi kesimlerimizi,
Sen eminim suskundun yine,
Ben çığlıklar atıyordum...
Sen dilini yutmuştun,
Küçük dilini yutkunmak üzereydin,
Üzereydin,
din!!!

Bir din gibi işlenmiştim melankoliye eminim şimdi orda Ode to Melancholy çalıyordur, içten içe, o kırmızı gözlerinden yüzülen, yeşil damlalar kadar sürreal, gerçekten uzaklaştıkça bileklerine yaklaşan falçatalara kör olman kadar bilinçsiz yani, ağlayan bir cini evlad edinebilecek kadar insan!

Ben ellerimi yıkamaya karar verdim bugün,
Sen boş şişelerle oyalan,
Ben şehri terk ediyorken sen çabala ayakta kalabilmek için,
Ansızın bir yumruk gibi inince gözyaşlarım kalbine!!
Kardeşim, benim kederi evlad edinen sol yanım,
O zaman anlaki ölmüşümdür elbet,
Kurak,
İklimsiz,
Ve vicdandan ırak bir şehirde,
Gözlüklerini tak, müziği aç,
Ölüm bana en çok bu kadar yakışır,
Kalbim hala kanıyorken daha,
Bana en çok Dying Brokenhearted dinlemek yaraşır,


Dying Brokenhearted Kırık kalple ölen herkes biraz masum gülümserdi son nefesinde, çaylak bir insan olamamanın verdiği izdihamı kalbine taşıdığından beri, oyulur gözleri bilirsin, bilmelisin bunu ben sana hep söyledim, bunu bilmen için yalnızca kardeşim diyebilmem yeterliydi sana, ve ben şimdi gidiyorken,
Ben anlamını yitirmiş bir karanlığa gömülüyorken
Lütfen,
Lütfen Dinle…

Kamil AVCI

Teşekkürler Kamil'im ölümsüz yüreğine..

3 Aralık 2007 Pazartesi

İstemiyorum Anne..

Artık üşümüyorum anne biliyormusun?
Karnımda hiç aç değil.Bugün diğer sokaktaki arkadaşlarıma gittim,onlar üşüyorlardı.Kartonları biraz daha üstlerine çektim.
Anne dinliyormusun?
Anne bizim burunlarımız neden hep ağlıyor?
Anlamadım ben.Kedileri tanıdığımdan beri hep böyle nedense.
Alıştım ama neyse.

Bugün bazı insanları gördüm,biraz daha parlaktılar bizden,düzgün yürüyorlardı.
Anne bunların hepsinin ellerinde bir oyuncak var,kulaklarına götürüp bağırıyorlar hep,korkuyorum.
Sonrada onu ceplerine sokup ağlamaya başlıyorlar.
Ben o oyuncaktan istemiyorum anne,ağlamayı sevmiyorum!
Ama alırsanızda ona bağırmayacağım söz.İyi bakacağım ona.
Ha birde anne,bu insanların ağızlarında bir şey var,onu yakıp öksürüyorlar sürekli,
Dumanlar saçıyorlar ağızlarından.
Ben ondan istemiyorum anne,çünkü öksürünce elbisemin kolları kan oluyor hep.
Kirletmeyeceğim tamam anne.Söz verdim...

Bugün yine seni dinledim anne,demiştin ya ekmeği verip bana:
‘’Kızım bunu tırnakların kadar koparıp yavaş yavaş ye’’
Yaptım anne,dediğini yaptım,becerdim!

İnsanlar çok komikler,hepsinin ayakkabıları kör.
Benimkilerin gözleri var birsürü.
Ağlama anne bunu gül diye söyledim!

Hep bağırıyorlar birbirlerine,hep istiyorlar bunlar,
İstekleri hiç bitmiyor,
İnsanlar hep istiyorlar anne,
Hayır anne,ben istemiyorum.
Vazgeçtim anne insan olmayacağım ben,
Vazgeçtim..